korkunun aşka yok bi faydası ...

20 Kasım 2008

Kafamın içinde bir sürü kelebek var. Hepsi aynı hızla değil farklı hızlarla ama aynı zamanda kanat çırpıyor. Öyle bir şey ki bu "durun" bile diyemiyorum, demek istemiyorum çoğu zaman. Bu yüzden de saçım başım dağılmış vaziyette geziyorum orada burada. İnzivaya çekilişim bile bir olay yine her türlü olayın tam orta noktasında bulunuyorum. Bu halimle onun karşısına çıkmaya çok utanıyorum. Gerçekten utanıyorum... unutmaya çalıştığım, korktuğum kaçtığım bu yüzden de hep dilime doladığım "ahh ahh" ların yerini başka ünlemler alıyor birkaç haftadır. Kelebekler bir kalbime bir beynime üşüşüyorlar. Her iki yerde de balla besliyorum onları. Ben de memnunum bu halimden, onlar da ama dışarıdan bakıldığında al al olmuş yanaklarım utancımı gizleyemiyor bir türlü.sesini unutmaktan korkuyorum . insan hiç unutmaktan korkar mı ? korkar tabi korktuğu o kadar çok şey var ki aslında kokunun, gülüşün, yüze oturan herhangi bir mimiğin, dokunma şeklinin, sözgelimi söylenen herhangi bir kelimenin veya ne bileyim akla hayale gelmeyen herhangi bir detayın iki mesafe arasına açacağı derin yarıktan korkuyorum. Yıllarca özene bezene yazdığım bazı formüller var:
Hayal x kur(ma) = kırılma,
GÜVEN(ME)-BAĞLAN(MA) = yıkılma,
SEV(ME)+(12 x ay)=acı çekme,
İLGİLEN(ME)+DÜŞÜNME = üzülme,
FARKINDA – OL(MA) = mutlu ol...
şimdi tüm bu formülleri bir çırpıda yeniden düzenleme fikrinden korkuyorum... Şu anda ürkekçe tutuyorsun ellerimden , söylediğin şarkılar filmlere konu oluyor çoğu kez, okuduğum satırlar parmaklarını oluşturuyor mesela... yavaş yavaş tamamlıyorum seni...sonra kollarını bulcağım, bacaklarını, bedenini,seni sen yapan tüm özellikleri; gözlerin kalacak bir tek geriye biliyorum ki onlara şu an çok ihtiyacım var... Sesini unutmak istemediğimden olsa gerek hafızama kazıyorum tüm sözlerini, dilediğim zaman ulaşabilmek için de en görünen yere koyuyorum sesini. Parmaklarıma minik kurdeleler çiziyorum , tersine de minik notalar yapıyorum ki sesin iyice kazınsın hafızama... yolum uzun biliyorum... ruhumun serzeniştine tıkadım kulaklarımı... istiyorum ki biraz da ben konuşayım... nicedir susmuyor muyum? masanın üzerini itinayla boşaltıyorum... bir sürü "işime ya yararsa" diye düşündüğüm şeyleri diziyorum öncelikle, ihtiyacım olan her şey elimin altında bulunmalı. Biraz cesaret almıştım geçenlerde yoldan geçerken evin yakınındaki bir mağazadan. Umarım bozulmamıştır... bir de bi liste yaptım, ihtiyaçlar listesi... şimdi kontrol ediyorum bakalım her şey tamam mı? Ne yapmaya çalıştığımın farkındasın sanırım... acele etme... sadece bu süre zarfında izin ver bir kere dokunayım sana... sen de koy başını sol göğsümün altındaki cevhere ve izle... “kabul et” her şeyin başı bu... ve ne olur ağlama ve korkma artık...

0 kişide semmy' e anlatmış: