Facebook'u O'ndan, öldüğünü Facebook'tan öğrendim...

27 Mayıs 2008



- Nedir abi bu facebook olayı?
- aHA Semmy bana bişey soruyor değerlendirmek lazım...
- E ama hadi anlat...
- Dur ben sana davet yoliiim...
- Hey Allaaam yareppim...
-------------------------------------------------------
- Vallahi olum şaka yapmıyorum. Tiyatro oyunu çıkartıyoruz.
- Ah yaa...Semmy ben yönetmen olayım mı?
- Olmaz çok fırın ekmek yemelisin...
- Tamam sen yaz senaryoyu ben de oyniim...
- Sana ne diyelim peki?
- ŞEHZADE....
-------------------------------------------------------
- kNOCK...Knock...Semmy ordamısın?
- He burdayım...
- Görünmüyosun?
- Provadan provaya koşturuyorum da ondan...
- Özledim ya...
- Aynen ben de ama dur Marttan sonra seninim azcık sabır...
- Bizim film noldu? Yazıyomusun?
- Başlayamadım...
- Şöyle uçuk bişey olsun..
- .....
- Heyecan yaptım şimdi...
- .....
- Allooooo ordamısınnn?
- Savaşım meşgulüm yaa:(
- Peki....
-------------------------------------------------------
- Savaşım anlatacaklarım var...
- Ooooo Semmy gelmiş ofline....
- Dur başlıyorum...
- E hadi dinliyorum...- ......
-------------------------------------------------------
- Biliyomusun yoğun bakıma gitti denenler hiç dönmüyor...
- Dönüyordur da sen klinikten çıkmış oluyorsundur:)
- Yok yok dönmüyo...biliyom ben...
- öfff şehzade sus bi yaaa..
- işin mi var yine?
- yok işim sevmedim konuyu, eee filmdeki konumu beğendin mi?
- ı ıhh..
- aman be sende:(
-------------------------------------------------------

Kahpe facebook... bugün 27 mayıs 2008 .... öldüğüm gün...

Show adamı Beyazıt Öztürk'ün programına katıldığı için ona hediye edilen notebook ile sanal aleme hızlı giriş yapıp sonra öğrendiklerini benimle paylaşan pembe hacker... Facebookun nasıl bir sistem olduğunu ondan öğrenmiştim... beni davet etmiş ve bende yumuşak iniş yapmıştım o aleme....
Vakti zamanında "Ah Savaş Mart Ayından sonra seninim ama şu sıralar çok yoğunum " dediğim...sabrıyla beni mutlu eden genç delikanlı...
Oyun projesinde bir fiil yer almak isteyen sonrasında okulu nedeniyle aramıza hiç katılamayan olgun çocuk...
Bana oynamamız için çeşitli senaryolar yazdıran ve çekeceğimiz kısa filmde yönetmen olayım diye yalvaran cesur yürek...
Serhan ve Şeyda'nın bulduğu gitar hocasını bir türlü ona kavuşturamadığım müzik adamı...
Facebook ne alaka dediniz değil mi? Orada onun sayfasına girip "ulen eşşek o kadar oynuyoruz bi gelip bakmadın oyunumuza heee..." yazacaktım... evet aynen bunu yazacaktım...
Kahpe facebook!!! oraya arkadaşları "mekanın cennet olsun kardeşim" gibi şeyler yazmışlar...İnanmadım...inanmadım...inanamadım...hemen aradım onu...telefonu kapalı...ablasını aradım açtı...nasıl sorulurdu ki? SAVAŞ yenildi mi? diye?

Sesimi duyar duymaz "ablacım kim söyledi sana dedi sema...kim söyledi öldüğünü?!?!...." Düğüm düğüm oldum... döküldüm paramparça... konuşamadım...

Gel de ah ulan rızayı anma şimdi... Harbiden öyle oluyormuş...gerçekten koca bir çınar ağacını kökünden dinamitleyip üzerine yıkıyorlarmış...

Facebookta fotoğrafımın altına yazdığı not kaldı şimdi elimde:
"Aslında kendisi Eiffel kulesini hiç sevmez. bigün Eiffel kulesinin restorantında capuccinosunu yudumluyordu. ''hani sevmezdin bu kuleyi'' dedim, ''yine sevmiyorum,Paris te eyfel kulesinin görünmediği tek yer burası'' dedi.Buda böyle bi anımdır.:)"
"

eeee?!?! Hani Savaş? başka anımız olmayacak mı yani şimdi?
Şimdi anlıyorum ki bu proje peşinden koşarken hayat devam ediyormuş... yakınlarım ölüyormuş... ben yaşıyormuşum... Bu proje benim için artık çok daha ama çok daha anlamlı...

Okuyucum bu okudukların edebi bir metin değildir... Bu benim çığlığımdır!!!! Bu isyanımdır!!! Bu haykırışımdır benim!!! Ben bir çocuğumu daha, ben bir kardeşimi daha, ben bir gencimi daha, bir dostumu, bir sırdaşımı, bir dildaşımı daha kaybettim...acım sonsuz... 19 yaşında harika yürekli SAVAŞ ORMANCI' yı kaybettim... Söyleyecek şey bulamıyorum yazacak şeyim çok... O'nu unutmam için en az yüz Savaş daha tanımam gerek... Ayrıca benden bu haberi saklayanları da affetmeyeceğim...

Ve Yarın akşam yani 28 mAYIS 2008 gecesi ben onun için sahnede olacağım...

Ruhu şadolsun...

Boşluk ... Bomboşluk...

23 Mayıs 2008

Boşluk... bomboşluk... içime işlemekte... hergün bir sürü şey olmakta ama hiç biri kayda değer bulunmamakta tarafımdan... o kadar...ölmeler, yaşamalar, kızgınlıklar, sevgiler, hasretler, dediydiler, demedimler, olmuşlar, olmamışlar, olamamışlar, kabullenişler, kabil gelmeyişler, gelemeyişler, yitişler, yok olmalar... tanıdık hepsi...

Boşluk hissiyatı yazmaya itmekte beni... kafamdan geçenler bir yol bulamamakta... kalem kağıtla buluştuğunda soğuk bir havada birbirbirlerine "merhaba" demekte... benden habersiz aralarında kötü şeyler olmakta ya da ben bunu böyle sanmaktayım.... ikisi başbaşa kaldıklarında kısa buz gibi bir önsevişme yaşanmakta ve ben bunu bir türlü hızlandıramamaktayım... kalemin sivri ucu kağıda zarar vermekte, kağıt kendini geri çekmekte ... herşey anlık olmakta... "cesurca bir sevişme sahnesi yazmak istiyorum" cümlemi "sevişmek istiyorum" olarak anlayan zihniyetlere karşı savaşmakta bedenim...

Budur...ve kalem kırılır... boyun bükülür...

Hikaye...

5 Mayıs 2008


Gittim… evet gittim… Koskoca bir şehri arkamda bırakarak gittim… Uzun virajlı yollardan geçtim…Yetişmem gereken yerden çok kaçtıklarım vardı benim için…
Sen bu hikayenin neresindeydin bilmiyorum... Girişinde olmadığın gerçekti.Ve bu gerçek ile hayatımı tepeden tırnağa yalana çevirdin…

Kaçtım… evet kaçtım… Senden kaçtım, kendimden kaçtım…Koskoca bir yüreği arkamda bıraktım…Sonuçlarından çok sebepleri tutmuştu yakamdan…silkinip kaçtım…
Sen bu kaçış hikayesinin neresindeydin bilmiyorum…Gelişme bölümünde olduğun bir hayaldi…Ve bu hayal ile kendimi tepeden tırnağa mahkum ettim; çok bilinmeyenli yok çözümleyeni bu sanrıya…

Yenildim… evet yenildim… Sana yenildim, kendime yenildim…Koskoca bir dünyayı yıkıp geçtim.Sen bu hikayenin neresindeydin bilmiyorum… Sonucunda olmadığın belliydi. Ve her sonuç gibi yıkıntılarımın arasında yalnızlığımı aradım…

Şimdi ufka dalarken gözümden iki damla yaş akıyorsa, şimdi mırıldandığım her şarkıda senden bir iz arıyorsam, şimdi denizin sesi yerine senin sesini duyuyorsa kulaklarım ve adını her anmak istediğimde dilimi ısırıp durduruyorsam kendimi demek ki; bu hikayeyi ben değil sen yazmışsın
Kalem ucun bitmiş, tükenmezin tükenmiş... Mürekkebine yalan katmışsın...


Bozcaada 05.08