“-demişim ki anasına istersen gidelim buralardan, görme hiç bizi ama ayırma demişim…annesi de demiştir ki bana “kendimi veririm sana kızımı vermem”
!!!!?!?! kanım donuyor, hava sıcak ama içim üşüyor… nasıl bir cümle bu diyorum… nasıl bir mantık? nasıl bir ahlak anlayışı?
“- bizde anaların sözü geçer abla” diyor ümitsizce…
“iyi de diyorum ne alaka dedelerin emlak meselesi ? seni ne bağlar? kaçırsaydın o zaman kızı... alıp gitseydin başka yere…” “yok abla eğer öyle bişey yapsaydım bizim köy biterdi, kan dökülsün istemedim” diyor… hem aşık hem de düşünceli diyorum kendi kendime… zira ömrümün her dönem

inde aşka bodoslama atlayan bir kadın oldum ben… diz kapaklarımdaki yaralar hep yardan kalma oldu … aşka o kadar aşık oluyordum ben…
“-bu kız düğünlerde şarkı söyler abla… onu görmüşüm, onu bilmişim, onu tanımışım ben… üç aydır bekliyorum bu kasedi… şimdi dayasan alnıma silahı araban mı? kasetin mi? desen arabamı al git bulaşma bana derim , dağa çıkmış ölmüş sanıyolar abla beni… anam öldü ölüsüne bile gitmedim o kadar nefret etmişim yani… bir tek arkadaşım kalmış onunla gizli görüşürüm… bu kasetleri o yollar bana… herkes umudu kessin benden, ben onu beklerim diyor bak şimdi şarkıda anlıyomusun abla”
hay Allah diyorum kendi kendime… ne kadar bilindik bir hikaye bu… bizim onları anlamamızın mümkün olmadığını biliyorum da bu kadar olabileceği aklıma bile gelmiyor… trafik daha mı çok sıkışıyor yoksa bana mı öyle geliyor… çevreme bakıyorum kaldırımlardaki insanlara bakıyorum… başım hala cama dayalı… şarkı değişiyor ama aynı içli yakarış devam ediyor boşluğu doldurmaya… adamın birinin burnunu karıştırışına takılıyor gözlerim ve bunu büyük rahatlıkla yaptığına, bir kadın alışveriş torbalarının altında ezilmiş yürüme çabası veriyor, başka bir kadın yüzüne yapıştırdığı kime ne ifadesiyle alelade bir dükkanın önünde sigara içiyor, trafik tabelasının altında iki adam oturmuş sohbet ediyor; başka yer kalmamış gibi, sevgililerin çoğu el ele… “ne oldu şimdi evlendirecekler onu orada, bir öküz karşılığı verecekler senin uğrunda burada aç kaldığın kızı daha mı iyi yani” diyerek aklımca savaşmalısın, mücadele etmelisin diyorum … arkaya dönerek kolunu sıyırıyor uzunca bir kesik izi var bileğinde… “and verdik abla… ben kimseyle evlenmem artık…onu verirlerse , öyle bişey olursa o canına kıyacak , arkadaş haber verecek ben de burada kıyacağım kendime… işte o günü bekliyorum abla ”
acı bir tebessüm kaplıyor birden yüzümü… dudaklarım bir çizgi gibi içine çekiliyor... biz de burada diyorum beni neden aramadı diye inadımıza harcıyoruz aşkları, yetişemedi ve bunu telafi etmedi diye kopartıyoruz bağları, o burada yapamaz ben ona yetemem diye uzaklaşıyoruz aşklarımızdan, ne kadar hazin diyorum…
ön camdan trafiğe bakıyorum içinden çıkılamaz trafiğe, içinden çıkamadığım halime bakıyorum dikiz aynasından… “vazgeç , yenikapıya gitmiyoruz” diyorum…“nereye gidiyoruz abla?” diye soruyor…
görülecek bir hesabım var diyerek yeni adresi veriyorum…