27 Ağustos 2008

Dün bekledim geçsin diye ama yok geçmedi.Her şeyi tıkıyorum içime de ondan bu saç dökülmesi. Banyonu da kirlettim affet… Bilirim seversin düzeni... Kendi düzensizliğimi sana rehin bıraktım. Onsuz yaşayamam ama olsun döneceğim yine. Arkama baktığımda kimilerin dediği gibi yaşamadıklarımdan değil pişmanlıklarım hep yaşadıklarımdan oldu. Yaşamayı da sana rehin bıraktım. Al sen yaşa ne varsa yaşanacak. Şimdi özür dileme vakti mi ne? Aslında değil. Kırk katır mı kırk satır mı? Kırk satır tabiî ki kırk satırda bitsin her şey. Kaç gündür arabesk dinliyorum hüznümü kaybettim hükümsüzdür. Ondan bu beyin akışı. Fırtınam dindi ama şimdi gökyüzü kıpkızıl galiba kar yağacak. Söyleme bilmesinler ben söylerim ne varsa. İçindekini al benimkiyle yer değiştir belki kar her şeyi temizler. Mikrop kırıcıdır derler bilirsin. Kendi kirlenmişliklerimizi nasıl kıracağız. Hangi virüstür bu beni sana bağlayan. Çözülmeyecek olan ne ki bu kadar sarpa sardı iş? Hangisi doğru, kim haklı? Ve ben nerede kalmalıydım? Yanında mı yanımda mı? Kendimi kendimle paket yaptım. Şimdi üzerine süslü bir yazı yazayım da sana hediye edeyim dedim ama o da olmadı. Ah bu durdurak bilmeyen geçişler. Sanki tünele girdi metro hızla gidiyor ben de duvarlara yazıp çizmişim. Otobüste gidiyorum pencereye dayadım yanağımı. Dışarısını izliyorum. Ya da camdan içerideki insanların akislerine konsantre olmak istiyorum ama bir türlü yapamıyorum. Üç boyutlu düşünmem gerekiyor. Oysa ne zaman üçüncü boyuta geçsem üç kişi olduğumuzu görüyorum. Sen ben ve biz. Bir çığ gibisin iliklerim buz kesiyor. Aşağıda evler var görüyorum her geçen gün aşağıya doğru yuvarlandığımı biliyorum. Ya yönümü değiştireceğim ya da o evleri harabelere çevireceğim. Seçim elbette benim. Bana kalırsa seninle uğraşmayı bırakmalıyım. Bak şimdi aklıma geldi kalktığımda yatağının çarşafını düzeltmediğim. Belki de kadınlığımı sana hissettirmemek için yaptım onu ama olsun en azından yastıkları düzelttiğimi anımsıyorum. Vantilatörü açarak uyuma sakın üşütme kendini. Çektiğim fotoğrafları da bir ara postaya vermek istiyorum. Ama tabiî ki yanından beni çıkartarak bir de hazır elim değmişken gözlerinin etrafındaki çizgileri de düzeltmeliyim sanırım. Çarşafını düzeltmeyen zihniyetim yüzündeki kırışıklıklara el atacak az sonra.Kapının yanında hıçkırıklar içinde kalmış diyorsun ki “her aşka inanmam dediğinde aslında biri çıksa da beni inandırsa diye haykırıyordun...eee karşında aşktanadamdım. Aşka adamdım. Aşka adandım. Aşka bir adımdım ve aşka abandım...Yani sonuç?" tam gidecekken sesleniyorum arkandan "Nasıl yani? peki ben armut mu topladım? ben de aşk(k)adındım, Aşka ilk adımdım. Aşka yandım ve aşka kandım!!! Eeee o zaman bu oyunu kim kaybetti...Hadi peki ya bu inancı kim kaybetti? Şeytan aldı götürdü de bizi de yanına mı çağırıyor şimdi? Cehenneme inen merdivenlere güller koyuyorum şimdi belki oradan geçersin de onları toplarsın ve seni tekrar bana getirir diye...Sonra da tükürdüm ardından boğazıma yapışan gıcığı ve hayatım(n)ı. Gittin. Uysaldın. Ben de indim o tuhaf otobüsten. Üç boyuttu, içerdeki insanlardı, dışarıdaki insanlardı derken kendi içimde volta atar buldum birden kendimi. İstiklalin arka sokakları paklar belki beni. Belki de belleğimi geri getirir. Nerede kalmıştım bilmiyorum ama travestinin biri yerde kalmış. Ya dayak yemiş ya da kafası oldukça dumanlı. Kızıl bir gül sızıyor damarlarından şimdi kara kirli asfalta. Geçmişi ile de ilişkilendirmiş yattığı yeri. Yani kara kirli geçmişine uzanmış yatıyor sereserpe. Yanından gelip geçenler kayıtsızca olaya tanık oluyor ve adımlarının şeklini değiştiriyorlar. Kızıllık ayakkabılarına bulaşmasın maksat bu. Oysa yanından geçenler ve ben de dahil hatta sen de dahil kara kirli asfaltta yürüyoruz zaten. Her şeyime çözüm bulmuşum da gönlümce hala eksik kalan şeyler var sanki. Misal bu yazı da eksik. Hatta belleğimdekiler bile eksik. İstiklal al beni yine yanına.
Elime kırmızı bir kalem aldım şimdi. Travestinin yattığı yerin çevresini çiziyorum. Faili belli olsun diye. Bir de minik bir post-it yapıştırdım alnına.”Katil uşak değil, İstanbul” yazdım...kalem kızılıyla karıştı...Ben sana karıştım, sen bana karıştın,tüm bu karmaşanın içerisinde karanlığa karıştım...Beyoğluna doğru yol aldım...
ikibin8_ağustozzz her yer tozz...gecenin bir diğer yarısı ... az soluklu...
