5 Kasım 2008

Düşünme dedim sana o kadar… çünkü sen istesen de istemesen de hayat bir yerlerde devam ediyor…
Örneğin son gecende sen birileriyle bir yerlerde içerken veya sohbet ederken veya odanda yalnız kalmışken veya kitap okuyorken veya daha bilemediğim bir şey yapıyorken ben sefil sefil sokaklarda dolaşıyordum… dolaşıyordum çünkü anlaşılmamıştım… çünkü yanlış anlaşılmıştım… oturduğum masayı yumruklayarak , kendime hakim olamayarak bir haftanın birikmişliğiyle "bi git yaaa" diyerek terk etmiş daha aşağılık cümleler savurmuştum içimden… bir haftamı ziyan etmiştim… enerjimi bir kişi için harcamak yerine kendime harcama kararı almış ama sonrasında ekipteki diğer sevdiğim insanlara haksızlık etmek istememiş ve devam etmiştim içinden çıkılamaz labirentimde tek başıma yol almaya… gitar çalarken senin yanına sinsice sokulmuş sana şarkılar çaldırmış ama sonrasında sorduğun tüm soruları havada bırakmıştık…hiç adil bir anlaşma değildi elbette… oysa en güzel iletişimle sesleniyorduk birbirimize…şarkı söyleyerek…çığlık atmak istiyordum hayat hala güzel gerçekten boşver bak benim halim daha acınası diye… harbi bir dost sohbetine , gerçek bir gülümsemeye milyarlar dökebilecek gücüm vardı…ama ne zaman elimi cebime atsam birden tüm bu istediklerime değmeyeceğini görüyor yine vazgeçiyordum… (oysa o metelikler cebimi çok yakıyordu benim) başaramadım ( neyi ki? niye ki? ) yine… kaçmış, kaçmış kaçmıştım…önce bir limandaki balıkçı amcaya sığınmıştım gecenin bir yarısında… kıçı kırık bir tabure atmıştı önüme "geç otur" diye… denizi anlattı bana ;ben sustum…dünyasını anlattı bana; ben sustum…balıkları anlattı bana; ben sustum… önümdeki uçsuz bucaksız mavi mürekkep gecenin ortasında siyaha çalıyordu kendini… duyamıyordu hiç kimse ondaki serzenişti… susuyordum çünkü balıkçıdan ziyade onu dinliyordum…(buradaki "o" mavi mürekkep aslında. daha anlaşılır cümleler kurmalısın) sonra bir sms aldım "yoğun bakımdaydı, artık değil" yaZıyordu minik ekranda… sildim onu… hayat hala devam ediyordu… amcayı orada bıraktım kendi halinde… yakarmak, yalvarmak istiyordum ne olur ölmesin diye( kime ki? olmaz ki) … bir gruba takıldım sonra; tanımadığım ama karşımda yutkunurken bulduğum, saçma bir samimiyet ve yılışma duygusu ile bana yaklaşmakta gecikmeyen grup üyeleri ile çok değil kısa bir süre muhabbet tükürdüm… ortama sahte ama olanlara en gerçek tanık yine bendim… gündüz gittiğimiz deniz kenarına yürüdüm… zifiri karanlık olmuştu artık gece… korkuyla karışık huzur büyütüyordum içimde. Hangisini daha çok beslersem bir diğerini alt edebilecek güce sahip olacaktı… huzuru seçtim (öylesine)… bir çiftin ön sevişmesini bozdum yanlışlıkla hiçbir kötü niyetim olmaksızın… çocuk duyabileceğim şekilde bana küfretti… niyetim sadece denize karşı bir sigara içmekti oysa… kız az sonra başına gelebileceklerini bildiğinden ve bunu istediğinden olsa gerek yanıma yaklaşarak bana "lütfen gider misin?" dedi (insan müsveddesi sendeki)… uzaklaştım oradan… yapabileceğim başka bişey olmamasından belki de (bundan kime ne?) bir kez daha sarıldım en sevdiğim yanıma; yalnızlığıma… bir kez daha içlendim bir başımalığıma (çok da umrumda değil aslında)…doğalı yani örüme ömür katılalı 4 saat olmuştu…(30 yitik yıl artı dört saat ) gayya kuyusunun yanında dikildim öylece…bir on kuruşluk çıkardım atıverdim kuyuya… en ağır bunalımın (yazara göre en ağır bunalım tarifi : bir gün öleceğini bile bile yaşamaya çalışmak) nereye gideceğini bilmeyen yolcularına sesleniyordum içimden şimdi "YALAN!" … Yalan diye bağırdığımı duyan gecenin sakinleri birbirlerini iterek uzaklaştırdılar yanımdan… avare mahallesinden çıkıp, ne idüğü belirsiz sokak önünden hafifçe sola kıvrılarak çaresizlik otelinin önünde bekler buldum kendimi böylece… ayakkabılarımı elime alarak, ayak parmak uçlarım üzerinde merdivenleri çıktım (asansör?) odama girecek cesaretim yoktu… soğuk otel koridorlarında çıplak gezen, ısınmak isteyen bir kediye benzettim kendimi…(kedi neden giyinmek istesindi ki? Saçma. Devam etmeliyim…) senin odanın ışığı muhtemelen açık kalmıştı gördüm… ya da sen de yeni gelmiştin ya da her neyse o olmuştu… bilemiyorum… ama terasta duramamış yine kendimi irade yokuşundan aşağı bırakmıştım… sonrası yok bende (belki de var…) koskoca bir hiç geceyi bir daha anlatmayı deneyebilirim… ama sen düşünme ne olur… çünkü sen istesen de istemesen de hayat bir yerlerde devam ediyor… değişmeyecek, değiştirmeyecek, değiştiremeyeceksin...

3 kişide semmy' e anlatmış:
yazılarına yorum yapamıyorum çoğu zaman çünkü çok sağlam yazıyorsun ama okumak çok keyifli.
Yetişemiyorum sana artık. Çok hızlısın. Aklından geçen anında burada, dolu dolusun. Ne hoşsun:) Seviyorum seni...
@godsyndrome... bunu superman kişiliğinle söylediysen yaşasııın!!!, clark kişiliğinle söylediysen süper!!ikisinin aynı anda bedeninde tezahür ettiği vuku bulduysa eğer bu çok daha harika...
yorumlayamıyorsan bile beğendiklerine yıldız koy ben anlarım;)ama her koşulda mutlu ettin beni. ne iyi ettin...
@arasım gamzem aynı mekanda olmamız önemli değil ... seni özlüyorum ve tabiki ben daha çok seviyorum seni...
Yorum Gönder