yanlızlık...
yazın serin,
kışın sıcak bir havuz gibi...
içinden çıkamıyorum...
yüzmeyi bilmiyorum...
can simidim çoktan yok oldu...
nedenini anlamıyorum...
10 Kasım 2009
havuz problemi...
dedi ki
semmy
şu kör saatte
10:11
3
kişi semmy hakkında konuşmuş
daha çok var bunlardan şiirimsi
04 Kasım 2009
karşılaşma...
siyah kazaklı kadın… kadın canlı... kıpır kıpır derinlerde değil dışarıda dalgası… vuruyor hırçınca karşısına ne çıkarsa… koyu kahve gözleri bakıyor öylece… saçlarını toplamış geriye… kimse dokunmasın der gibi… kalbi ağzında atıyor ki bunu belli etmemek için konuşuyor şuursuzca… saatlerce konuşuyor… arada bir susuyor ve anladım diyor anladım… çok iyi anladım… ince ipince bir ipin üzerinde yürür gibi hareketleri düşmek ve düşmemek arasında gidip geliyor… biliyor ki düşse yine kendi kalkmak zorunda olduğu yerden… diz kapaklarına kendi kendine sürecek merhemini… kendi kendiyle konuşacak bir süre sonra…
vakit gecenin yarısını çoktan geçmiş… kalkıyorum koltuktan… önce perdeyi aralıyorum ne göreceğimi bildiğim halde sonra soğuğa inat pencereyi açıyorum… temiz ve sessiz bir hava giriyor içeri sinsice… gece gözlerini dikmiş üzerime "buyur bakalım al sana yeni hikaye" diyor bana… tekrar koltuğuma oturuyorum kalktığım yer hala sıcak… hoşuma gidiyor bu kendi kendime hala varlığımın kanıtını yapmak… odamdaki birkaç eşyadan en sevdiğim yer bu koltuk… yazıda geçen kadın ve erkeği bir şekilde birleştireceğim ilerleyen dakikalarda bunu biliyorum da nasıl yapmam gerektiği konusunda hiçbir fikrim yok… bahse konu olan tüm karşılaşmalar büyüsünü yitireli çok oldu nezdimde… hiç kimsenin, hiçbir şeyin, hiçbir nesnenin beni şaşırtmadığı zaman dilimindeyim artık… kader olabilecekken olması mümkünken senin elinde olmayan bir sebepten ötürü olayın gerçekleşmemesidir diyorum… veya olmasını düşünemediğin bir şeyin olma ihtimali bile zihninde yokken gerçekleşmesi… önce cümlemi tekrar ettiriyor sonra gülümsüyor bana kendince… kağıttan gülümsüyor bana… yazıp yazıp siliyorum… çok da yorma kağıdı diyor… kim? adam... kim? kadın... ikisi de yorgun, enerjisiz...
şimdi bu kadınla adamı karşılaştırma sahnesine yoğunlaşmak mümkün değil…istiyorum oysa... aklım karışık… sanki daha evvel değildi… ne zaman geçti vakit anlamıyorum… az sonra yola çıkacağım… pencereden giren sinsi hava aydınlandı… güneş bugün çok sahte... bunu farkedebiliyor insan... keşke yağmur yağıyor olsaydı... o zaman bu iki yüzlülüğe gıkım çıkmazdı... fotoğrafın negatifi gibi… kendi var rengi yok… ne diyordum? evet karşılaşma hadisesi... belki de hiç karşılaşmamaları gerekiyor... kalsın böyle iyi...
dedi ki
semmy
şu kör saatte
11:38
4
kişi semmy hakkında konuşmuş
daha çok var bunlardan hikayeler, yarım kalmışlar
02 Kasım 2009
değer...
......başımı göğsüne dayadım… sol yanağımın ıslaklığını hafifçe göğsüne sildim… “sence nerede hata yaptım, neden gitti” diye sordum… saçlarımı okşarken “değer vermek sadece matematikte geçerlidir kızım” dedi babam.....
dedi ki
semmy
şu kör saatte
17:58
8
kişi semmy hakkında konuşmuş
31 Ekim 2009
işte ben gibi sen gibi...
“işte ben gibi sen gibi” dedim bir başka durakta aynı yanakla karşılaşınca…yanak tekrar güldü bana… otobüse bindiğimde tek damla yoktu burnuma düşen oysa şimdi yanağımı dayadığım pencerede gözyaşlarını görebiliyordum gökyüzünün… onu böylesine içli kılan neydi bilmiyorum… bir bulutun güneşe olan aşkı olabilirdi belki de… belki de aynı mavilikte kalıp aya bir türlü kavuşamayacak olmasındandı… işte ben gibi sen gibi… imkansızlıklar gökyüzünün canını yakıyor o da aklına geldikçe ağlıyordu belki ve biz faniler buna yağmur diyorduk olamaz mıydı? “bir okuyan bekledim, bir hıfzeden belki”… “gölgesini istedim bir dostun med gibi…" diyordu şiir şimdi de zihnimde… otobüsten indim… montumun önünü ilikleyip yakalarımı kaldırdım, ellerimi cebime sokup, gemiye doğru yol aldım… yüksek sesle başladım mısraları birleştirmeye :
Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf
Ne anlam katan bir harekem…
Kalakaldım sayfalar ortasında.
İşte ben gibi, sen gibi…
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki…
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
şiirin son mısrası aklıma gelmedi…sonra “işe bak” dedim kendi kendime… “bu şiir ortaya çıktığı andan beri şiir hakkında yazmak istedim olmadı aradan haftalar geçti … kalktım şehir değiştirdim orada bunlar geliyor aklıma” dedim… sesimi bir ben bir de ben duyuyordum sadece… kendi zihnimle kendi içimle konuşuyordum yine… şehir sen kokuyordu… şehir ıslaktı… şehir beni özlemişti… şehir başka bakıyordu bana… şehir sarılmadı bu defa… şehir uzaktan yanağımı okşadı… ve son mısrası da dilimden dökülüverdi “işte bu yüzden sızım elif sızısı…”
dedi ki
semmy
şu kör saatte
00:47
6
kişi semmy hakkında konuşmuş
daha çok var bunlardan gönül diyalogları, istanbul, iç ses
16 Ekim 2009
var mı ötesi ? # 1
birbirlerine bakıyor insanlar… doğal bir ihtiyaç ve doğal bir eylem bu burada… sözgelimi kadınların birbirini anlama süreleri dört-beş saniye… tepeden tırnağa bakmaya başladıktan sonra dördüncü saniyede iç çamaşırından giydiğin ayakkabı ölçüsüne kadar hepsini verebilecek yeteneklere sahipler… tangadan, korseye, penyeden, dantelli sutyene, spor ayakkabıdan, terliğe oradan topuklu ayakkabıya kadar… üstelik bir takım içsel düşüncelerle bu dört saniyelerin ardı arkası gelmiyor… erkeklerin ise işleyişi biraz farklı… göğüs ve kalça ölçülerine göre bu zaman dilimi uzayabiliyor veya kısalıyor… eğer yere çömelmiş bir şekilde oturan bir erkeğin önünden geçiyorsanız muhtemelen siz gözden kaybolana veya yeni avıyla karşılaşana kadar kalça loblarınızı birbirinden ayıracak kadar çok zamanı oluyor… konumuz bu da değil… kendimce aldığım tüm önlemler doğru yolda olduğumu söylüyor… kendimle ayrı yollardayım ama doğru yoldayım şu anda…
dedi ki
semmy
şu kör saatte
09:13
2
kişi semmy hakkında konuşmuş
11 Ekim 2009
öldün... duyuyor musun?
Hayat bazen çok yalan… sana yalan söyledim ilkinde çok dokundu kalbime ama sonra sonra alıştım … ilki zor devamı kolaydır derlerdi de inanmazdım… inandıramazdım… bu hafta senin şehrindeydim ben… sahipsiz bir köpek gibi dolaştım yollarda... ezberini unutmuş bir talebeydim , talep ettim olmadı ben de eyleme geçtim… göz yaşartıcı bombalar vardı her yanda... biber gazın genzimi yakıyordu ama yutkundum ve yola devam ettim… ben kararsızdım kabul ama sen de kolayı seçtin…
Hayat bazen çok temkinli… bunca yıl öğrendiğim tek bir şey oldu… bir binayı sıfırdan asla yapmayacaksın… gidecek , yerinde görecek , içine sinmezse araştıracaksın… üç oda bir salon mu istiyorsun , bir oda bir mutfak mı karar verecek ve alacaksın... hiçbir zaman kendi yaptığın yerde sığınamazsın… mutlaka bir aksilik çıkar, yer olsa ustalar olmaz, banyo bulunsa , fayanslar oturmaz, musluk olsa , elektriği olmaz, maz da maz…çünkü geç kaldık doğru bir yerden arsa almaya… ben temelini kazdım kabul ama sen de bir enkazdın…
Hayat bazen çok iki yüzlü… yürek kal derken dil git diyor… dil kal derken yürek siliveriyor… istenmemek başka bişeymiş anladım... sevgiden öte özlemden acı… ne verdin ne aldın hesapları karıştırdım… önce telefonunu rehberimden kaldırdım, sonra adını sol göğsümün üzerindeki cevherden kazıdım… kendime biraz da zaman tanıdım, bir sigara yaktım ve dudağımdaki son dokunuşunu da dumanla birlikte evrene saldım… ben başarabildim kabul ama sen başaramayacaksın…
Hayat bazen çok tehlikeli… bol virajlı bir sürü yol çıkıyor önüne , hangisini seçeceğin belirsiz, sollama yapamıyor, sinyal veremiyor, tabelaları okuyamıyorsun… ben bir uçurumun kenarında buluyorum kendimi, ve iyice yaklaşıp dibine; düşersem nereye tutunurum diye bakıyorum, tutunacak şey çok görüyorum ama beni taşıyacak dal yok anlıyorum… sen ise uzaktan bana bakıyorsun … ben çok cesurum kabul ama sen de bir o kadar uzaksın…
Hayat bazen çok şekilci; yine de biliyorum ki benim sevme şeklimde bir bozukluk yok… kağıt kesiği gibi seviyorum ben … nasıl, ne zaman, ne olacağı bilinmeyen … her sevgimde kağıdı kendi yüreğime sürtüyorum , kanayan bir yüreğe sahibim bu yüzden … Şimdi yazarımın da dediği gibi senin sevme şeklinin bozuk olduğunu anladım… sevme ve isteme şeklindeki bozukluk yüzünden yüzüme bakamazdın ve bunun farkındaydın… benim ilişki anlayışım bu olmadığı için de ben artık pes ediyorum… her istediğini son kez yapıyorum ve hayatından çıkıp gidiyorum… çünkü ben birinin hayatına kıyısından köşesinden dahil olma çabası veremeyecek kadar kendini ve ne istediğini bilen bir kadınım… istediğin bu değilse de hayatının tam ortasında olmalıyım… bu kez kararlıyım… kendi kendine kazdığın mezarında sana mutluluklar dilerim… ben böyle ansızın gidenlerdenim kabul ama sen de kalmamı hak etmedin….
Şimdi tut bakalım tutabilirsen ellerimden…
dedi ki
semmy
şu kör saatte
02:16
7
kişi semmy hakkında konuşmuş
daha çok var bunlardan Azami Şuur Kaybı, gece, istanbul, yalan
09 Ekim 2009
kutlu olsun...
dedi ki
semmy
şu kör saatte
22:00
2
kişi semmy hakkında konuşmuş
29 Eylül 2009
erdem...
dedi ki
semmy
şu kör saatte
11:08
1 kişi semmy hakkında konuşmuş
daha çok var bunlardan Azami Şuur Kaybı, gece, istanbul
19 Eylül 2009
iyiyim iyi…
(:(:(: ... ʞoʎ ʞılsɹǝʇ ıq wıʎıʎı uǝq
dedi ki
semmy
şu kör saatte
19:47
0
kişi semmy hakkında konuşmuş
17 Eylül 2009
ayrı telden...
dedi ki
semmy
şu kör saatte
15:46
1 kişi semmy hakkında konuşmuş
daha çok var bunlardan gece, gönül diyalogları, iç ses, yarım kalmışlar






-1.jpg)
