17 Şubat 2009
Sıradan bir güne uyanmamıştım o gün… aslında uyumamıştım bile… İki delilik arasında gidip geliyordum... Geldiğim yerde kalmalıydım ama olmuyordu. Dün, bugün, yarın… Eskiden şu anda ve gelecek sarmalında sessizce ilerliyordum… (içinde bulunduğum odanın payı bunda çok büyük) Pencerenin önündeki yatağa uzanmış bekliyordum… içimde bir telaş, içimde bin hüzünlü haz, içimde adı olmayan bir varlık haykırıyor, çığlıklar atıyor her tarafa saldırıyordu… ve ne acı ki içimde ne yöne baksam her taraf mahşer yeri gibiydi… susmalar, hıçkırıklar, ağlamalar, feryad, figan ( bu odadan çıkmalıyım)… İki delilik diyorum ya işte bir o kadar da sakindim… yataktaki adama bakıyordum… kıpırtısız , sakin, usul usul yatan adama… yanındaki kadına bakıyordum… kadının şaşılacak derecedeki sakinliğine, gözlerindeki adı olmayan duyguya bakıyordum... içimdeki kargaşa devam ediyordu... omuzlarından tutup sarsmak istedim adamı önce… aklımca yüzüne haykıracaktım gitmemesi gerektiğini… gitmemesi gerekti; beraber yapacak çok şeyimiz vardı; yapamadıklarımıza inat… konuşacağımız çok konu vardı… yarım kalmıştı, yarım kalmıştık… öfkeliydim belki de gitmekte bu kadar ısrarcı olmasına… ömrünün sonuna kadar burada kalmalıydı… onu götürmeye gelen sebebe isyancıydım… masum bir çocuktum yanında "sen de gel" dese kapılıverecektim ona belki de… korkuyordum "gitme" demeye... konuşmaya kalktığımda ağzımdan çıkacak sesten korkuyordum… kendimden korkuyordum… aynı anda çocuk, aynı anda bir genç, aynı anda bir başka kadın oluvermiştim…(odanın duvarları açık renk seçilmiş bir duvar kağıdından yapılmış ama nedense kasvet kaplı gibi) Hazırlıksızdım… sürpriz bir sınav vardı önümde beni bekleyen… çalışmamıştım, böyle bir şey olacağı aklıma bile gelmemişti… yatakta yatan ve gitmekte kararlı olan adam sınav kağıdımdı… ben ise kopya çekmeyi beceremeyecek kadar tecrübesizdim… kapının eşiğindeydim (ama hala aynı odadayım) hayatımın bundan sonraki kısmı bu eşikten geçecekti… eşikten ne içeri girebiliyor ne dışarıda kalabiliyordum… neden sonra adamla göz göze geldik. Korkularımı, öfkemi, sahipsizliğimi, hazırlıksızlığımı, çaresizliğimi gözlerimden okuyacak sandım… başımı çevirdim hemen… bu halimle karşımda duran ve izlemediğim televizyondaki çizgi film karakterlerine benziyordum…taş devrinde, jetgillerin aracıyla, ormanda kaybolmuş, nefret etmekten nefret eden, kırmızı başlığı ile kurtla sohbet ederken , ne yaparsa yapsın Tom' dan kaçamayacak minik fare gibiydim… tüm bunları bilmemesi gerekti… (bu odanın kocaman elleri var ve benim boğazımı sıkıyor) Ama sadece… Oysa… Biz… Sadece… 
Dedim ya sıradan bir güne uyanmamıştım o gün. Hatta uyumamıştım bile… İçimin en derininden özenle taşıdım; asla kimseye vermeyeceğim, gözbebeğimde saklı tutacağımı düşündüğüm iki inci tanesini… Onları yağmurlu bir günde, sıradan bir kavşakta beceriksizce, utanarak ve saklamak zorunda kalarak batıya doğru giden bir yola düşürdüm… bir sana, bir bana… (odadaki televizyonu kapattım mı ?)

Dedim ya sıradan bir güne uyanmamıştım o gün. Hatta uyumamıştım bile… İçimin en derininden özenle taşıdım; asla kimseye vermeyeceğim, gözbebeğimde saklı tutacağımı düşündüğüm iki inci tanesini… Onları yağmurlu bir günde, sıradan bir kavşakta beceriksizce, utanarak ve saklamak zorunda kalarak batıya doğru giden bir yola düşürdüm… bir sana, bir bana… (odadaki televizyonu kapattım mı ?)


3 kişide semmy' e anlatmış:
Onları yağmurlu bir günde, sıradan bir kavşakta beceriksizce, utanarak ve saklamak zorunda kalarak batıya doğru giden bir yola düşürdüm…
AŞK bu olsa gerek. AŞK'ın sana yaptırdıklarını gördükçe aşık olasım geliyor. Hatta geldi bile:))
işte bu (A)zami (Ş)uur (K)aybı canımcım...
Kodlamalarına da bayılıyorum:)
Yorum Gönder