tut ki....

29 Ocak 2009



soru sormak bir tarafa; cevapsız sorular sormak daha çok acıtıyor sanırım... inanmak insanın hayatını kolaylaştırıyordu hani? varsayımlardan çok yoruldum... dingin, sessiz, nefessiz bir dönem bu... nefessiz çünkü tuttum nefesimi; şimdi sadece kalp atışlarımı dinleme vakti... cevapsız sorular "ne oldu?", "ne hissettin?" , "konuşmak ister misin?" .... istemem konuşmak istemem... olan bişey yok... hislerim var sadece... acıtma işte beni... içinde bulunduğum durum bir bilinmezlik, bir çok gördüm ben bunları hadisesi, ucu bucağı olmayan... sen sadece ellerimden tut... tut ki geçmiş hiç yaşanmamış... tut ki beraber doğmuşuz aslında sen küçük prensmişsin mesela çölü çok güzel bulan, içinde çiçeklerin olduğunu hayal eden... tut ki ben clementine olmuşum birden geçmiş tüm kayıtları kollarında silmek isteyen... ne çıkar? bişey çıkarmayalım gel... tut ellerimi... bak geldin gidiyorsun işte... hafızamı yine zorlayacak dakikalar silsilesi ile bırakacaksın beni az sonra... minik bir kedi penceremin dışında umutsuzca bana bakıyor... kedi umutlu aslında ( bu soğuktan kurtarır mı acaba beni? belki içeri alır ha ne dersin?)... tuhaf umutsuz olan benim... üstü açık bir arabada başıma bağladığım fuların hızla uçması gibi geçiyor yanında zaman... zaman zaman da aklımdan geçiyorsun öyle işte... tek katlı bir evin penceresinin önünden geçer gibi belli belirsiz görüyorum seni... umutsuzca geçiyor zaman... alt yazılı bir film yaşamlarımız... birbirimizin her hareketini görüyor ama senkronizasyonu tutturamıyoruz bir türlü... aslında ikinci kez izlediğimizde daha çok zevk alacağız inan buna... yönetenin olmadığı , yönetmenin bulunmadığı iki kişilik bir senaryo bizimkisi; her karesinden ayrı ayrı zevk aldığımız, alacağımız... o yüzden sorma... acıtma...tut ellerimi... tut ki en önden ayırtmışız yerlerimizi ikinci bir şans vermişiz yaşamlarımıza yanımızda patlamış mısır ve bolca tuz ; gözyaşlarımızdan birbirimize sunduğumuz... hadi sorma... acıma, acıtma... tut ellerimi...

5 kişide semmy' e anlatmış:

şiirler dedi ki...

"nefessiz bir dönem bu... nefessiz çünkü tuttum nefesimi"

bütününü sevdim, sadece üstte alıntı yaptığım kısmı battı biraz gözüme, 1 cümle fazla olmuş gibi.

semmy dedi ki...

"dingin, sessiz, nefessiz bir dönem bu çünkü tuttum nefesimi; şimdi sadece kalp atışlarımı dinleme vakti... "

Bu şekliyle daha mı iyi diyorsun yani?

pRncfRn dedi ki...

Ben de istiyorum bunu, elinden tutmayı hem de!

şiirler dedi ki...

kısatlmalar anlam bozuntusuna mı uğratıro ne, şahane bu şekliyle..

semmy dedi ki...

@prncfrn benim değil herhalde ;)
@merdümgiriz hemen değiştiriyorum ...