kırmızı bülten...

20 Kasım 2009


demgüzarlık yaparak ömrümün son kırıntılarını da tükettiğim bir dönemdeyim… artık herhangi bir amacım kalmamış olmakla beraber yeni bir amaç edinme çabam da yok… olan şeyleri vaktiyle hayatımdan temizlediğim için tüm bu sürecin nasıl olacağını artık idrak ettim… bir tek son zamanlarda bana miras kalan dvd edinme ve bunları izlemek üzere, biraz da hani belki kendime bir umut olur düşüncesiyle aptal kutusunun karşısına geçtim... telefon rehberimdeki sıraya göre kendimi aradım : 0505…,0532…,0535…,0542…aradığım numaralardan biriyle aramızda şöyle bir konuşma geçti yoktu farkı diğerlerinden;

- semmy ne var ne yok?
- ne olsun, her şey var bişey yok…
- nasıl gidiyor hayat?
- aaa bayat be her sabah tazeliyorum ama geçmiş artık bizden…
- hmm e hadi bu akşam bana gel film izleyeceğim…
- ekibi topladın mı kimler var?
- aynı grup…uykusuz semmy geliyor, kaprisli semmy , zeki semmy, sulugöz semmy, acıyan semmy, acıtan semmy, kıran semmy, kırılan semmy, seven semmy, sevilmeyen semmy, inancını yitirmiş semmy, güvensiz semmy…
- ooo herkes varmış, tamam ben de gelirim…

onları beklerken daha evvel bahsettiğim koltuğun kolçaklarından ayaklarımı aşağıya sarkıtmış vaziyette oturdum… elimde her zamanki gibi sert ama tutması kolay olan uzun ince dikdörtgen alet vardı ve de sanıyordum ki yine dünyayı kontrol ediyorum… üzerindeki rakamlardan birine bastım… dudakları ceketiyle aynı renkte olan sonradan olma sarışın kadın çıktı karşıma… az evvel birkaç kişinin bedenini kafasından ayırmış ve buna rağmen hiçbir şey olmamış gibi boş bakıyordu bana… önündeki kağıtlara bakmadığı halde arada sırada en alttakini en üste, en üsttekini de en alta koyarak kendince bir hareket kazandırıyordu durağanlığına… üstelik arada sırada gülümseme çabası veriyor ama bu çaba üzerine birkaç beden büyük gelen bir elbise gibi sırıtıyordu… üst sağ köşede kendi fotoğrafımı görüyordum sürekli… buna şaşırdığımı kendime itiraf edemeyecek kadar çok şey düşünüyordum aynı anda… misal fotoğraflardan birinde dizlerimi karnıma çekmiş ve ellerimi başımın arasına almıştım… gözlerimde okunması imkansız bir cümle vardı ama dediğim gibi okuyamıyordum… diğerinde bir kürsüdeydim. ellerimle kürsünün iki yanını tutuyordum… aptal kutusuna azıcık ses yükledim boşbakan kadın şöyle diyordu :

ruh hali iniş trendinde seyretmekte... semmy haber kaynağından alınan bilgiye göre önümüzdeki günlerde de moraller mevsim normallerinin altında seyredecek... uzmanlar depresyona girerken dikkatli olunması gerektiği konusunda uyarıda bulunuyor... öte yandan bir grup militan iç dünyada çatışma içerisine girdi… semmy cumhuriyeti ön tedbir olarak cep telefonunu kapattı... gelen giden çağrı umudu olmadığı için iç çatışmaların biraz dineceği konusunda hemfikir kendisiyle... başkan semmy : uzun süredir devam eden mutsuzluk militanlarının , umutsuz militanlarla bir araya gelerek inanç militanlarına karşı böyle bir çatışmaya sebep olduklarını gerekli önlemlerin alındığını belirtti…

isteksizce kadını es geçip, film izlemeye başladım… tüm ekip toplanmıştı… bir kaçı gripti bir kaçı garipti… beni hiç sorma… başka zaman anlatırım…
(fotgraphy by Mithat Güleray; birbarfilozofu&mahalleninbaskısı)

0 kişide semmy' e anlatmış: