ayrı telden...

17 Eylül 2009


"buraya kadar gelebilmem bir mucize" dedi… hızlıca sığındığı koltuktan bana bakarken… "nasıl başardın peki" diye sordum… "zor oldu aslında bazıları için yerine kullanabileceğim bişeyler bulabildim" dedi… "biliyorsun uyumuyorum geceleri... evvela dişlerimi sıkıp bir bir çıkardım yüreğimdeki yara bantlarını... söz konusu bantlar çıkarken çok acı verdi ama dezenfektan yerine biraz gözyaşı işime geldi doğrusu... önce gözyaşıyla ıslatıyor sonra yavaş yavaş kaldırıyordum hepsini… bazıları kabuk tutmuş hatta onu da fark ettim ama yine de kolay kapanacak gibi görünmüyor ne yalan söyliyeyim… yara bantlarını çıkardıktan sonra yanlışlıkla üstlerini de kapattığım çekmecelere ilişti ellerim… meğer ne çok çekmece varmış içleri ıvır zıvırla dolu olan… sonra yavaş yavaş gözlerimdeki perdeleri de araladım… koyu lacivertten kadife perdelerdi bunlar… gün ışığı çok güçlü geldi ilk başta onlar da rahatsız oldu tabi… eee haliyle yıllardır içinde yaşadığı bir karanlık var… sonra aldım makası elime kestim tutam tutam düşüncelerimi… zaten uçları kırılmıştı, her bir düşünce yeni birine çıkıyordu sanki; çatal çatal oluyordu… bir süre sonra, ben bile içine girememiş olmuştum… yüzüm gözüm açıldı... sandığım şeyleri de atmışım vakti zamanında bir sandığa… sandığı bir açtım ki ne göreyim… hepsi kocaman bedenlere bürünmüşler sanki… yanakları, dudakları, gözleri, bakışları, içlikleri, hiçlikleri, omuzları, bedenleri, yürekleri hepsi, hepsi yangın yerine dönmüş… çok pişman oldum biliyor musun? sandığım şeyler yüzünden bu hale düştüğüme… kapatıverdim kapağını bir tek ona elim değmiyor… eee sen nasılsın" dedi bana… bir eliyle başını kaşırken diğer elinde aynı anda kahve ve sigarasını tutuyordu…hiç beklemediğim anda sormuştu bunu bana… hiç susmayacak sandığım bir anda… ne güzel dinliyordum onu… hani olur ya sınava çok çalışırsın ama soruları gördüğün anda hiçbir şey bilmiyorsun gibi gelir ve birden soğuk terler birikir ya şakaklarına… sen işaret parmaklarınla onları silmeye çalışırken karşındaki seni düşünüyor sanır ya… aynen öyleydi durumum… iki sahipsiz kanat yüreğimde çırpınmaya başladı... “ hala aynı…"(*) "ne şehir değişti ne de kanalizasyonlarından akan... sadece yolculuklar oldu başka şehirlere… turist gezilerinde rehbersiz, anlamsız, sahipsiz ve kimsesiz aslında… bir logar kapağının altından, bir fare gibi şehri keşfetmeye çalışarak… sayısız mekan biriktirdim senin için… belki gideriz umuduyla… sözde sevmediğin bu şehri sana sevdirmeyi başarabilirsem kendimi de sevdireceğimi düşünüyordum… buna neden ihtiyaç duyduğumu ise sorma bana… geçti vakit… küçük deliklerden şehre şöyle bir göz atarak ya da sadece bekleyerek… küçük adımlar içten gelen bir gıdıklanma hissi yaratıyor bu şehre... içinde olmam hoşuna gidiyor biliyorum… oradan çıkmama izin vermiyor sanki... belirsiz bir bekleyiş içinde ben… ve şehri başkaları geziyor yıllardır…” dedim


ve sustum… sustuk…



(*)paganini

1 kişide semmy' e anlatmış:

Adsız dedi ki...

gayet basarılı