24 Aralık 2008
Beni bilirsin konuşmamamın anlamı konuşmamın anlamının önündeyse tercihim hep suskun kalmaktan yanadır… ve bir süreliğine tercihimi susma yönünde kullanıyorum… fark ettim ki neler getiriyorsa akan zaman o kadar götürüyor benden… aldıklarımla verdiklerimin hesabımı yapamaz oldum… konsantre sorunu yaşıyorum bugünlerde… belki de can çekişiyorum da denebilir… Kafka’nın hamamböceği gibi buluyorum bazen kendimi... hani biri üstüme bassa da kurtulsam… eskiden talebeydim oysa... artik talep etmiyorum... arzın yanında yer aldım... yeni dünya düzeni bu maalesef... susma anı değil… çalışma anı sadece... Yoruldum ve bıraktım toplamayı, artık sadece çıkarıyorum...
Elbette ki (İSTEK KİPLERİNİN SONU YOK) olsaydı, yapsaydı, gelseydi, kalsaydı, konuşsaydı… iç güveysi halt etmiş yanımda… geçici bir süreç bu galiba… ilgilenmezsem basar gider belki… aslında Shekspare olmasam da iyi sayılırım bazen... her oyuncu gibi doğaç yaptığım günler de oluyor, motive olamadığım günler de… alkışlanmak yerine yuhalandığım günlerde... aktrist olmak zor oldu artik günümüzde zira gelen seyirciler de artik oyuncu... çoğu kez susuyorum sahnede ve onları izliyorum... (KOMİK DEĞİL Mİ?) ama senaryo genel hatlarıyla başarılı... herkes gibi değil yani... (ALTERNATİFİM YOK )… beklerim... gerçekten… (PEKİ BU TELAŞE NEDEN?) “Bugünün işini yarına bırakamam telaşesi”… “Yarın yaparım” dediğim anda nasılsa günler çuvala sığmıyor… çuval da bi küçük ki anlatamam, hem içine abuk sabuk bir kedi koymuşlar ha bire parçalıyor sağımı solumu o adi kedi... günlerim de böyle geçiyor çuvalsız... ihtiyacım da yok zaten… yanımdan yürümene gerek var sadece... (SANA GEREK VAR) dün gece bir şehrin, -sadece adını bildiğim bir şehrin -şarap akan kanalizasyonlarından birinde hissettim mesela kendimi… Cellat çeşmesi bu kez sadece benim için akacaktı… kısa sürede toparlarım belki kendimi hele bir batsın gün… gece tutsun yeni nöbetlerini; her şey geçer… bir ben kalırım belki geriye… sade gibi, hakiki gibi, aslı gibi… oysa düşlerdeyim yine… belki de yaz yağmuruyum ancak geçmem bilirsin (SENDEN DE)...
Hem ne gerek var şimdi sahneye? (BU BİZİM OYUNUMUZ İSE BİZ NEREDEYİZ?)
Ne zaman yanar ışıklar ve biz ne zaman geçeriz gerçeğe? Sen sahnemsin…ben senin… O RESİMDE YANIN(M)DA OLMALIYDIM(N), S(B)ENİN(M) DE TABİ...
Elbette ki (İSTEK KİPLERİNİN SONU YOK) olsaydı, yapsaydı, gelseydi, kalsaydı, konuşsaydı… iç güveysi halt etmiş yanımda… geçici bir süreç bu galiba… ilgilenmezsem basar gider belki… aslında Shekspare olmasam da iyi sayılırım bazen... her oyuncu gibi doğaç yaptığım günler de oluyor, motive olamadığım günler de… alkışlanmak yerine yuhalandığım günlerde... aktrist olmak zor oldu artik günümüzde zira gelen seyirciler de artik oyuncu... çoğu kez susuyorum sahnede ve onları izliyorum... (KOMİK DEĞİL Mİ?) ama senaryo genel hatlarıyla başarılı... herkes gibi değil yani... (ALTERNATİFİM YOK )… beklerim... gerçekten… (PEKİ BU TELAŞE NEDEN?) “Bugünün işini yarına bırakamam telaşesi”… “Yarın yaparım” dediğim anda nasılsa günler çuvala sığmıyor… çuval da bi küçük ki anlatamam, hem içine abuk sabuk bir kedi koymuşlar ha bire parçalıyor sağımı solumu o adi kedi... günlerim de böyle geçiyor çuvalsız... ihtiyacım da yok zaten… yanımdan yürümene gerek var sadece... (SANA GEREK VAR) dün gece bir şehrin, -sadece adını bildiğim bir şehrin -şarap akan kanalizasyonlarından birinde hissettim mesela kendimi… Cellat çeşmesi bu kez sadece benim için akacaktı… kısa sürede toparlarım belki kendimi hele bir batsın gün… gece tutsun yeni nöbetlerini; her şey geçer… bir ben kalırım belki geriye… sade gibi, hakiki gibi, aslı gibi… oysa düşlerdeyim yine… belki de yaz yağmuruyum ancak geçmem bilirsin (SENDEN DE)...

Hem ne gerek var şimdi sahneye? (BU BİZİM OYUNUMUZ İSE BİZ NEREDEYİZ?)
Ne zaman yanar ışıklar ve biz ne zaman geçeriz gerçeğe? Sen sahnemsin…ben senin… O RESİMDE YANIN(M)DA OLMALIYDIM(N), S(B)ENİN(M) DE TABİ...
21.12.2008 * Çanakkale


5 kişide semmy' e anlatmış:
Susmak bazen en büyük silahtır, SAnırım bu yazıda ben kendimi buldum; bende yaz yağmuru oldum çoğu kez ve hiç birinde de geçmedim: oğlak burcuyum ya hani inatçı olmak zorundayım. Çoğu zaman bende küstüm kendime, benim de isteklerim oldu, ağladığım günlerde işte sen ben hep aynıyız, aklıma hem can dündarım bir yazısı geliyor bu tarz şeyler okuyunca ya ortaçgil amcanın eylül akşamı.
NE yapabilirizlerin hepsini yaptım ben, tükettim bütün liralarımı, zamnalarımı, beyin öz sıvılarımı, sen bensin , bende sen belkide, yada tüm yaşayanlar aynı; klonlandık sonuçta ademle havvadan
belki tüm yaşayanlar aynı, ama tüm yaşananların aynı olduğu fikrine katılmıyorum... yaşayanlara haksızlık gibi geliyor... ne dersin?
iç monologlarla süslenmiş, dönüşüm'den anlatımın içine girmemiz sağlanmış şahane bi dil. yalın ama derin..
Susmak... En büyük cevap, kesinlikle!
Susmak,sustuğunu belli etmemektir. Aynıların aynaları ayan değil. Kendine susmak sustuğunu bilmemektir. Mono nun da sesi log,dia nın da. sadece sana susmalıyım , susamalıyım.
Ben bi susamalıyım geliyim dedi ve bir daha haber alınamadı.
Aynı yoldan geri dönmüş ama çıktığı noktaya varamamış,etrafında dönüp durmuş ama kendini uz gittim sanmış. Bir güz gitmiş bir yaz gitmiş, yetmemiş. dümdüz gitmiş sanmış. aslında içinden geçmiş ve içinden geçirmiş. aynı anda iç çekmiş. dış çekmiş. diş çekmiş kan çekmiş. kanı salıp çeken çekmiş. ara sıra içmiş. vakti geçmiş. içindeki geçmemiş. gelmiş geçmiş hepsi geçmiş birtek o geçmemiş. geçerken bile uğramamış. bu kadar karıştırırsan tabi ki yolu şaşırırsın yaaa. hayret bişey. gel işte.
bir varmış ama bir yokmuş. bir tepenin üzerinde incir yapraklı bir elma ağacı varmış. altında oturan iki aşık sarılmaktan öteye gidememiş. beraber manzaraya dalıp öylece bakakalmışlar . sonabahar gelince elmalar çürümüş , yapraklar da kuruyup dökülmüş. artık ne varmış ama ne yokmuş ? ne fark eder .
Yorum Gönder