19 Mayıs 2007

Ben merak ettim birden… Merak bu ya cep telefonu yokken ne yazıyordu sevgililer birbirine?
Nasıl buluşuyordu insanlar? Yada evdeki telefonun başında ana babaya inat sevgiliden her an gelebilecek telefonu beklerken karnımıza giren o tatlı sancıyı ne çabuk unuttuk bizler... Tarihte kaç aşk bitti acaba söylenen saatte ara(ya)mamış olmakla veya arananın bulun(a)mamasıyla?
Bizler fark ediyor muyuz acaba en güzel aşkların bile cep telefonunda ex aşktan kalan bir mesajla sekteye uğrayabildiğini? Ve eskiden insanların daha çok birbirine vakit ayırabildiklerini düşünüyor muyuz? Peki ya bizler fark ediyor muyuz acaba cevapsız kalan smslerin yürekte ne denli biriktiğini?
Hani elimizdeki ufak aletin menüsündeki mesaj yolla seçeneğine tek tuşla, kolaycacık ulaşıp, kolaycacık "seni seviyorum" yazıp, telefon rehberinden muhatabının numarasını çağırıp, tamam tuşuna bastıktan sonra hevesle cevap beklemenin ne denli adamı yorduğunu ve bu yorgunluğun duyguları nasıl örselediğini?
Kendimizi yalnız ve çaresiz hissederken zavallı telefonun ekranından medet umarak ne denli aciz olduğumuzu bin kere çivilemiyor mu beyinlerimize şu bir türlü gelmeyen "biip biip" sesi? Eskiden en azından özel günlerimizde sevdiklerimizin seslerini duymaz mıydık? Şimdi ne kadar süslü cümlelerden oluşursa oluşsun tek bir sms le geçiştirildiğimiz hissine kapılmıyor muyuz bizler? Aşklar bitmiyor mu "neden mesajıma cevap vermediiiinnn?" sorularıyla?
Kulakları çınlasın çok sevdiğim bir arkadaşım demişti ki bana vaktin birinde :
“Eğer cep telefonu olsaydı Ferhat Şirin için dağları delmez, bir mesaj atar, Şirin’e iyi geceler diler ve döner kıçını yatardı”…keşke bu kadar haklı olmasaydı…
Peki ya mektuplar? Hiç mi özlemediniz sevdiğinizin, özlediğinizin kaleminden yazılan ve sizin için özel olarak hazırlanan mektupları okumayı ? Dedemin askerden dönüşünü iki koca yıl bekleyen ve onca süre içerisinde tek dayanağı olan büyükannem kötü bir şey mi yapmış yani?
Peki nerede hata yapıyoruz? Özeleştiri yapalım; eski toprak diye nitelendirdiğimiz dedelerimiz ve büyükannelerimizin bizden farkı neydi acaba?!? Onlar da bizimle aynı dili konuşmuyorlarmıydı? nasıl iletişim kuruyorlardı peki?!? Günümüzde çoğu kez teknoloji sayesinde günden güne büyüyüp kök salan bir çok aşk evliliğe kadar gidip, çatır çatır saniyede boşanılmıyor mu? Ve yine şuç iletişimsizlikde değil mi ? Anlaşamadık ayrıldık. E hani anlaşabilmek için tüm gerekli araç-gerecin vardı ne oldu?
Teknoloji düşmanı değilim ama olaya başka bir açıdan yaklaşmak sanırım hakkım...
Çağımızda; adsl ile 7/24 dünyanın bir diğer ucuyla haberleşebilirken, sürekli bizi arayanların ulaşabileceği gsm operatörleri varken, neredeysek oranın fotoğrafını çekip sevdiğimiz birine mms atabilirken, konuşmadan sadece anlık iletişebilmek için SMS sistemini kullanabiliyorken, e-mail denen bir olayla saniyesinde bir çok işimizi uzaktan halledebiliyorken; iletişimsizlikten bahsetmek size de tuhaf gelmiyor mu?
Belki renklerden,objelerden bahsederken iletişebiliyoruz ama duygular,hisler için bir şey ,bir tanım bulmak nasıl başarılabilir? Çoğu kez hissettiğim şeyin ne olduğunu ben bile anlayamıyorken ?Nasıl tanımlarım? Gözümün içine baka baka, dolu dolu S E N İ S E V İ Y O R U M cümlesini duymanın mutluluğunu bana başka ne verebilir ?
Merak işte oturup insana saatlerce bunları yazdırıyor.
Ne için?
İletişim kurabilmek için…

8 kişide semmy' e anlatmış:
Ferhat ve Şirin ile ilgili olan saptamayı sevdim gerçekten:))Çok hoş bir yazı olmuş, gülümsettin beni sabah sabah:))Ellerine sağlık...
vodka connecting people...
çok güzel yazmışsın yazılarını takip edicem mutlaka bundan sonra
ablaam _o_
keşeklere yer vermemek lazım bu hayatta ama yazını okuyunca kocaman bir keşke dedim içimden.keşke tvleri telefonları interneti yok edebilsem herşey sözlerle olsa,sözler yemin olsa.tebrik ederim canım çok güzel bir yazı olmuş.
özden
gelelim iletişime
kimse kimseyi dinlemiyorken, sms gönder, telefonla çağrı at, ya da aç anıra anıra sevdiğini söle ya da hissetkilerini… yazdığını sölediğini kimse dinlemiyorsa hangi iletişimden bahsediyoruz : ) iletişim var, internet sağolsun sms ten önce bildiğimiz mektubu öldürdü, üstüne sms geldi hepten güzel oldu ortalık, an içinde ne hissediyorsan yolluyorsun istediklerine, ama ya anlatamıyorsan derdini?
ya da anlamak istemiyorlarsa seni ? kur iletişimini kurabildiğin kadar, ha nehir yukarı kürek çekmişin, ha sms yollamışın, ha seni anlayan varsa, sms le tek bir harf yollasan bile dünya anlam çıkar o zaman …
sms yazarken genelde simultane olduumuzdan daha yoğun yazıyoruz. kısaltmak adına daha anlaşılmaz olmaya kendimizi itiyoruz.
teknolojinin sağladığı hız daha çabuk tüketmenin de sebebi. daha çok yaşıyoruz belki anlamadan geçtiğimiz de çok oluyo. bolu dağına küsmüşüz tünel geleli. dağın haberi var.
Bizim zamanımızda İstanbul dan Bursaya atla giderdik. Yemyeşil kırları aşardık. Azıklarımız çok lezzetli gelirdi. gece ateşin başında uyurduk. Korkardım ama şimdi onu bile özlüyorum...
Allah bu günleri aratmasın.
Ben 2500 yılbaşını kaçırıcam.
...sanırım.
iq namı diğer a.kuru korkarım 2500 de yanında olacağım...aynı tatlılıkta susacağımıza ve kana kana anlaşacağımıza dair yemin bile ederim...
harika yaa :)
Yorum Gönder